24 9 / 2012

(Source: ambulatoire-perdu, via bappya)

23 9 / 2012


© Deborah Parkin

© Deborah Parkin

(Source: )

22 9 / 2012

(Source: greeneyes55)

21 9 / 2012

Bir romanın müzesini yapmak, neresinden bakarsak bakalım ilginç ve zor bir karar. Zor çünkü insanların hayal dünyasında kurduğu kahramanlar, mekanlar, olaylar hikaye boyutundan çıkıp bir binada ete kemiğe bürünüyor. Yadırganabilecek bir iş ama kotardıktan sonra yankı yaratacağı kesin.

Romanı neredeyse ilk çıktığı zaman okumuştum. Bu sebepten kahramanlar ve özellikleri aklımda hayal meyal kalmıştı. Müzeye giderken bunun korkusunu yaşamamak imkansızdı. Boş gözlerle üç katı dolaşmak vardı sonuçta.

Müze Firuzağa Hamamı’nın hemen yanında. Eski bir binadan restore edilerek oluşturulmuş. 10 TL’nizi verip içeri giriyorsunuz. Kapının dibinde sizi Füsun’un içtiği sigaralar karşılıyor. Neredeyse tüm sigaralara yakından baktım ama bir tane bile falsolu, günümüz markalarına ait sigaraya rastlamadım. Hata bulsam burada yazması çok keyifli olacaktı halbuki!

Birinci ve ikinci katta romandan “şey”ler sergileniyor. Kemal’e/annesi-babasına dair “şey”ler, Füsun’a-ailesine dair “şey”ler, Kemal’in Füsun’a dair biriktirdiği “şey”ler, Kemal’in Füsunların evinden yürüttüğü “şey”ler ve gazete küpürleri, tombala takımları, çatal-bıçak-kaşıklar ile meşhur Meltem Gazozları.

Üçüncü kat Kemal’in kaldığı ve romana göre, yaşadıklarını Orhan Pamuk’a anlattığı odası. Odanın duvarında Masumiyet Müzesi’nin farklı dillerdeki çevirileri ve Orhan Pamuk’un romanı yazarken tuttuğu notlar var. Bu notlar içerisinde kendi çizdiği resimlere-misal Banker Kastelli’nin resmine- rastlayabilirsiniz. En üst kat, çatı katı olduğundan sıcaklığı hayli fazla. İçerideki misafir sayısına göre pişmemek için işinizi çabuk bitirmenizi tavsiye ederim.

Müzenin bana göre en etkileyici kısmı romandan cümlelerin duvarlara nakşedilmesi. Örneğin Kemal’in O. Pamuk’a söylediği “herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım” cümlesi ile “bir adam rüyasında cennete gitse ve ruhunun cennete gittiğinin işareti olsun diye ona bir çiçek verseler ve sonra adam uyandığında bir de baksa ki çiçek elinde, ee peki ya sonra!”(samuel taylor coleridge) satırlarını müzenin o atmosferi içerisinde koca harflerle duvarda görmek insanı hayli etkiliyor. 

Zemin kattaysa müzeye dair bir “dükkan” var. Burada O. Pamuk’un kitapları, müzeden hediyelik eşyalar, posterler alınabilir. Bir tek Meltem Gazozları eksik.

Sözün özü, romanı okuduysanız ve etkilendiyseniz buraya gidin ama kahramanları kâfi miktarda aklınızdaysa o yollara düşün. Değilse romanı şöyle bir gözden geçirerek o ara sokak bayırlarını yürüyün.

21 9 / 2012

Dışarıda sebepsiz yere burnum akmaya başlamışsa “kış” gelmiş demektir.