<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0"><channel><atom:link rel="hub" href="http://tumblr.superfeedr.com/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"/><description>Şık ama Kullanışsız</description><title>Fransız Balkon</title><generator>Tumblr (3.0; @fransizbalkon)</generator><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/</link><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mbnekxt9p01r13l3bo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mbnekxt9p01r13l3bo2_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mbnekxt9p01r13l3bo3_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mbnekxt9p01r13l3bo4_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/34423545652</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/34423545652</guid><pubDate>Sat, 27 Oct 2012 20:00:25 +0300</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mcfwwf57fM1rsnzy2o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mcfwwf57fM1rsnzy2o2_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mcfwwf57fM1rsnzy2o3_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mcfwwf57fM1rsnzy2o4_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/34290399822</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/34290399822</guid><pubDate>Thu, 25 Oct 2012 13:39:49 +0300</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mby69ugheC1qlwf8co2_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mby69ugheC1qlwf8co1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/33653284491</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/33653284491</guid><pubDate>Mon, 15 Oct 2012 22:02:17 +0300</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mb4u46WNfd1qejugyo1_500.gif"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mb4u46WNfd1qejugyo2_500.gif"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32968065701</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32968065701</guid><pubDate>Sat, 06 Oct 2012 02:29:18 +0300</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mb8tezsQrq1qhop1zo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mb8tezsQrq1qhop1zo2_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mb8tezsQrq1qhop1zo3_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32729869010</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32729869010</guid><pubDate>Tue, 02 Oct 2012 13:46:02 +0300</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mb0de5CKrf1qhatueo1_400.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32397750063</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32397750063</guid><pubDate>Thu, 27 Sep 2012 19:09:49 +0300</pubDate></item><item><title>Son Ada</title><description>&lt;p&gt;&lt;img align="middle" height="801" src="http://3.bp.blogspot.com/-a3SqiPa8axU/TsF5_YWkcdI/AAAAAAAAAS4/2F9Jsz6Z-IQ/s1600/island_by_cacodaemonia-d1mvy01.jpg" width="997"/&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tarz açısından Livaneli&amp;#8217;nin bir başka romanı Engereğin Gözü&amp;#8217;ne çok benziyor Son Ada. İkisinde de mekan ve zaman belirsiz; ikisinde de ana karakterlerin çevresindeki bir &amp;#8220;gizli&amp;#8221; kahraman başlarından geçen hikayeyi anlatıyor okuyuculara. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Geçelim romana. Öncelikle şunu söylemeliyim, Son Ada -anlattığı konunun iç buruculuğuna rağmen- okuması keyifli, sürükleyici bir roman. Üslup açısından şaheser denemez ama okurken sıkmaması önemli bir meziyet. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Son Ada, ana kıtadan uzak bir adada yaşayan insanların hayatını anlatıyor. Daha doğrusu 40 hanelik bu adaya emekli bir devlet başkanının taşınmasıyla hikaye başlıyor. Kahramanlar, olaylar hepsi simgesel nitelikte. Simgelenen ülkenin Türkiye olduğu açık. Aslına bakarsanız diğer simgeler de belli ama her okurun kendi hayal gücünde bunları çözmesi daha doğru. Ben şimdi boşboğazlık yapmayayım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Bitirirken, Son Ada&amp;#8217;nın rahatlıkla filme çekilebileceğini söylemek gerek. &amp;#8220;Amerikan gerilim romanları&amp;#8221; tarzında anadan doğma Hollywood senaryosu olmasa da Son Ada&amp;#8217;dan hikayesi elle tutulur, başarılı bir film çıkartılabilir.&lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32322455226</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32322455226</guid><pubDate>Wed, 26 Sep 2012 14:02:55 +0300</pubDate><category>son ada</category><category>zülfü livaneli</category><category>roman</category></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mavdu4x7lm1qlyubio1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32257415988</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32257415988</guid><pubDate>Tue, 25 Sep 2012 14:00:39 +0300</pubDate></item><item><title>Yalnızca bir Dizi</title><description>&lt;p&gt;Şimdi yazacaklarımı birine anlatsam hele ki anlatacaklarıma uzak birine derdimi açsam bana kahkahalarla güleceğine eminim. Çünkü beni adeta kendine esir eden bir diziden bahsedeceğim. Bu dizi yayından kalkalı 10 sene oluyor. Ben bu süre zarfında hatırlayabildiğim kadarıyla 3 kez tüm bölümlerini baştan sona seyrettim. Bundan daha büyük delilik belirtisi olur mu? Dizinin adını söylemeden diğer paragrafa geçmeyeyim: Yeditepe İstanbul.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir diziyi, filmi, kitabı neden sevdiğini kelimelerle anlatmaya çalışmak bana göre beyhude bir çaba. Çünkü bunlar direkt duygulara hitap eden şeyler. İnsan arkadaşını neden sevdiğini bir kompozisyona dökebilir mi, işte aynı hesap.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yusuf Gülseçen, Ali, Ömer, Olcay, Havva Ana, Pembe, Duru, Lale, Önem, Doğan, Tevfik, Rüstem, Hayati, Sabri Usta, Hanım, Gülşen, Serhat, Nilgün, Ferhat, Yusuf Ali, Ayşe Gül, Kerem ve şimdi aklıma gelmeyen diğer karakterler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yeditepe İstanbul günümüz dizileri gibi entrika ya da kahramanlık peşinde koşan bir dizi değildi. Bu sebepten karakterlerle kendini rahatça eşleştirebiliyorsun. Ama bir entrika dizisindeki kahramanla kendini bir tuttuğunu düşünebiliyor musun, tabii çok hızlı bir gece hayatın yoksa! Kahramanlık dizileriyle kendini bir tutman için de lise sıralarında oturmak gerekiyor. Artık o suları da geçtik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diziyi seyreden herkeste ufak bir Yusuf Gülseçen hayranlığı olduğuna eminim. Elbette bende de var bu. Ama realistçe duruma bakınca kendi hayatımda bir Yusuf Gülseçen olmak için çok cesaretsiz olduğumu görebiliyorum. Duygu dünyasından biraz nasiplenebildiysem ne ala!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dizide iki silik kahraman var. Biri Sabri Usta&amp;#8217;nın karısı Hanım, diğeri Olcay&amp;#8217;ın arkadaşı Lale. Hanım biraz doğası gereği silik kalıyor ama Lale yırtıcı olmak için tüm özelliklere(para, eğitim, vs.) sahip olmasına rağmen kaplumbağa misali kafası vücuduna yapışık yaşıyor. İşte bu dış dünyaya karşı güçsüzlük dolayısıyla kendimi Lale&amp;#8217;ye benzetiyorum. Bende o kadar para yok ama cesaretsizlik/çekingenlik aynı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kendimden bir şeyler bulduğum diğer karakter Serhat. Dizi süresince hiçbir baltaya sap olamayan Serhat. Benzetme nedenim açık. Ben de aynı balta hatasından mustaribim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir de hafiften Önem&amp;#8217;e benziyorum. Delilik her daim mevcuttur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İnsanın kendini bilmesi güzel ama keşke bu kadar acımasızca olmasaydı. Yoksa ben de istemez miyim Ömer gibi dışa dönük olmayı, Yusuf gibi hoyratça takılmayı. Ama olmadı mı olmuyor işte. Bazen zorlamayacaksın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diziyi 3. kez baştan sona izlediğime göre yeni hedefimi açıklayabilirim. Bundan 3-4 sene sonra bir kez daha seyredeceğim. O zamana kadar burası kalırsa duygu-karakter karşılaştırması yapabileceğimiz bir yazı daha yazabilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Unutmadan dizinin çekildiği yerleri -Havva Ana&amp;#8217;nın meşhur evini- de buldum. Şimdi bambaşka insanlar oturuyor orada. Hatta onlardan izin alıp bahçede fotoğraf dahi çektirdim. Yaşayan kişiler farklı olsa da oranın havası bambaşkaydı. Tüm o &amp;#8220;şehrin dibinde kalmışlığı&amp;#8221;na rağmen bugün olsa yine o yolları teperim. İltifat Berberi&amp;#8217;ni görmekse artık başka bir Yeditepe İstanbul turuna kısmet!&lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32199454102</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32199454102</guid><pubDate>Mon, 24 Sep 2012 18:30:24 +0300</pubDate><category>Yeditepe İstanbul</category><category>Dizi</category><category>Yusuf Gülseçen</category></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_maradtNdR41qam5nvo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32194613809</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32194613809</guid><pubDate>Mon, 24 Sep 2012 15:57:55 +0300</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_m9m3k2yv531qkaxcxo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32154541290</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32154541290</guid><pubDate>Mon, 24 Sep 2012 01:02:59 +0300</pubDate></item><item><title>
© Deborah Parkin
</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_mastparCRi1r55dhuo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;© Deborah Parkin&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32115408845</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32115408845</guid><pubDate>Sun, 23 Sep 2012 14:07:27 +0300</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_maqwmmhKru1qm6qwdo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32040982433</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32040982433</guid><pubDate>Sat, 22 Sep 2012 13:19:53 +0300</pubDate></item><item><title>"Şey"lerin Müzesi</title><description>&lt;p&gt;&lt;img src="http://media.tumblr.com/tumblr_mapwmqGVpr1rx0voa.jpg"/&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir romanın müzesini yapmak, neresinden bakarsak bakalım ilginç ve zor bir karar. Zor çünkü insanların hayal dünyasında kurduğu kahramanlar, mekanlar, olaylar hikaye boyutundan çıkıp bir binada ete kemiğe bürünüyor. Yadırganabilecek bir iş ama kotardıktan sonra yankı yaratacağı kesin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Romanı neredeyse ilk çıktığı zaman okumuştum. Bu sebepten kahramanlar ve özellikleri aklımda hayal meyal kalmıştı. Müzeye giderken bunun korkusunu yaşamamak imkansızdı. Boş gözlerle üç katı dolaşmak vardı sonuçta.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Müze Firuzağa Hamamı&amp;#8217;nın hemen yanında. Eski bir binadan restore edilerek oluşturulmuş. 10&amp;#160;TL&amp;#8217;nizi verip içeri giriyorsunuz. Kapının dibinde sizi Füsun&amp;#8217;un içtiği sigaralar karşılıyor. Neredeyse tüm sigaralara yakından baktım ama bir tane bile falsolu, günümüz markalarına ait sigaraya rastlamadım. Hata bulsam burada yazması çok keyifli olacaktı halbuki!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Birinci ve ikinci katta romandan &amp;#8220;şey&amp;#8221;ler sergileniyor. Kemal&amp;#8217;e/annesi-babasına dair &amp;#8220;şey&amp;#8221;ler, Füsun&amp;#8217;a-ailesine dair &amp;#8220;şey&amp;#8221;ler, Kemal&amp;#8217;in Füsun&amp;#8217;a dair biriktirdiği &amp;#8220;şey&amp;#8221;ler, Kemal&amp;#8217;in Füsunların evinden yürüttüğü &amp;#8220;şey&amp;#8221;ler ve gazete küpürleri, tombala takımları, çatal-bıçak-kaşıklar ile meşhur Meltem Gazozları.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Üçüncü kat Kemal&amp;#8217;in kaldığı ve romana göre, yaşadıklarını Orhan Pamuk&amp;#8217;a anlattığı odası. Odanın duvarında Masumiyet Müzesi&amp;#8217;nin farklı dillerdeki çevirileri ve Orhan Pamuk&amp;#8217;un romanı yazarken tuttuğu notlar var. Bu notlar içerisinde kendi çizdiği resimlere-misal Banker Kastelli&amp;#8217;nin resmine- rastlayabilirsiniz. En üst kat, çatı katı olduğundan sıcaklığı hayli fazla. İçerideki misafir sayısına göre pişmemek için işinizi çabuk bitirmenizi tavsiye ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Müzenin bana göre en etkileyici kısmı romandan cümlelerin duvarlara nakşedilmesi. Örneğin Kemal&amp;#8217;in O. Pamuk&amp;#8217;a söylediği&lt;em&gt; &amp;#8220;herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım&amp;#8221; &lt;/em&gt;cümlesi ile &lt;em&gt;&amp;#8220;bir adam rüyasında cennete gitse ve ruhunun cennete gittiğinin işareti olsun diye ona bir çiçek verseler ve sonra adam uyandığında bir de baksa ki çiçek elinde, ee peki ya sonra!&amp;#8221;(samuel taylor coleridge)&lt;/em&gt; satırlarını müzenin o atmosferi içerisinde koca harflerle duvarda görmek insanı hayli etkiliyor. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zemin kattaysa müzeye dair bir &amp;#8220;dükkan&amp;#8221; var. Burada O. Pamuk&amp;#8217;un kitapları, müzeden hediyelik eşyalar, posterler alınabilir. Bir tek Meltem Gazozları eksik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sözün özü, romanı okuduysanız ve etkilendiyseniz buraya gidin ama kahramanları kâfi miktarda aklınızdaysa o yollara düşün. Değilse romanı şöyle bir gözden geçirerek o ara sokak bayırlarını yürüyün.&lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32002201944</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/32002201944</guid><pubDate>Fri, 21 Sep 2012 23:55:00 +0300</pubDate><category>Masumiyet Müzesi</category><category>The Museum of Innocence</category></item><item><title>Dışarıda sebepsiz yere burnum akmaya başlamışsa &amp;#8220;kış&amp;#8221; gelmiş demektir.</title><description>&lt;p&gt;Dışarıda sebepsiz yere burnum akmaya başlamışsa &amp;#8220;kış&amp;#8221; gelmiş demektir.&lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31982920513</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31982920513</guid><pubDate>Fri, 21 Sep 2012 16:44:49 +0300</pubDate><category>hayat</category><category>gündelik</category></item><item><title>Öyle Bakma Çünkü</title><description>&lt;p&gt;&lt;div class="AntLinkz"&gt;Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden&lt;span class="Apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br/&gt;dünyaya,&lt;span class="Apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br/&gt;hayret, hasret ve biraz da&lt;span class="Apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br/&gt;bayat bayram şekeri kederiyle bakan,&lt;span class="Apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br/&gt;aklı canbaz,yanağı al,&lt;span class="Apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br/&gt;sesi çilek aroması&lt;span class="Apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br/&gt;bir çocuk oturuyor&lt;span class="Apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br/&gt;gözlerinde&amp;#8230;&lt;/div&gt;
&lt;div class="AntLinkz"&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="AntLinkz"&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="AntLinkz"&gt;&lt;em&gt;Yılmaz Erdoğan&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31978367864</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31978367864</guid><pubDate>Fri, 21 Sep 2012 13:41:00 +0300</pubDate><category>edebiyat</category></item><item><title>Kanaatkar-lık</title><description>&lt;p&gt;Daha ziyade diğer insanlara bakarken anlıyorsun bunu: &amp;#8220;hayat, elimizde olanların dışındakilermiş meğer&amp;#8221;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fakat o kişilerin hayatına biz sahip olsak bu defa başka &amp;#8220;diğer&amp;#8221;lerin peşine düşeceğiz. Bu döngü böyle sürüp gidecek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ama işte bu gerçeği o ruh haliyle anlamak kolay değil hatta imkansız. Soğuk kanlılıkla çevremize ve kendimize bakacak ruh haline kavuşacağız ancak öyle.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hayattaki en önemli meziyetlerden biri kesinlikle kanaatkarlık. Kanaatkar insan gerçekten hiç kıskanmaz, birilerini özenmez mi? &amp;#8220;Ah orada ben olsaydım&amp;#8221; demez mi! Eğer demiyorsa mutlulukların en büyüğüne kavuşmuştur o kişi. Milyonlarla ölçülemez. Çünkü milyonun olsa bu defa ikinci bir milyon peşine düşecek, nihayet kendini bitireceksin. &lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31936441447</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31936441447</guid><pubDate>Thu, 20 Sep 2012 23:04:00 +0300</pubDate><category>Hayat</category><category>gündelik</category></item><item><title>Okul Hayatına Güzelleme</title><description>&lt;p&gt;Her eğitim öğretim yılına artık farklı biri olacağım diye başlardım(üniversite de dahil). Ama ben hep aynı ben olarak kaldım. Belki hala ilkokulda olsak bu durum çok zarar vermezdi ama yıllar ilerledikçe avucumdan hızla kaçan ipi yakalayamadım.&lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31881898566</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31881898566</guid><pubDate>Thu, 20 Sep 2012 01:10:00 +0300</pubDate><category>Hayat</category><category>Gündelik</category></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_m3klbyhm2w1r15lhjo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_m3klbyhm2w1r15lhjo2_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_m3klbyhm2w1r15lhjo3_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_m3klbyhm2w1r15lhjo4_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_m3klbyhm2w1r15lhjo5_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_m3klbyhm2w1r15lhjo6_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_m3klbyhm2w1r15lhjo7_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt; &lt;br/&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31797708515</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31797708515</guid><pubDate>Tue, 18 Sep 2012 18:24:14 +0300</pubDate></item><item><title>Trevanian - İnfazcı </title><description>&lt;p&gt;&lt;img align="middle" height="310" src="http://i43.tower.com/images/mm113397065/eiger-sanction-trevanian-paperback-cover-art.jpg" width="200"/&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Trevanian ve onun İnfazcı romanıyla tanışmam enteresan oldu. Beni deli yerine koymamanız için anlatmıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Romana geçelim. Açıkçası macera romanlarını fazla sevmem. Ama yukarıda imlediğim &amp;#8220;deli&amp;#8221; sebep beni bu kitaba yöneltti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle şunu söyleyeyim. Dağcılık bölümleri bu kadar canlı işlenmiş başka bir kitap yoktur sanırım. Travenian öyle bir anlatmış ki sizi alıp bir dağın tepesinde tek başına bırakıyor adeta. Romanın en çok artı alacak kısmı bu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Romanın artıları hak eden diğer kısmı, hiç sıkmadan kendini okutturabilmesi. Tempo hemen hiç düşmüyor. Macera klişelerine fazla bulaşılmamış, bu sebepten kitabı sonuna kadar keyifle okuyabiliyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gelelim eksilere. Bana göre en önemli eksisi Hollywoodvari oluşu. Öyle ki romanda yer alan tüm erkek kahramanlar bir şekilde, bir yerde sevişiyorlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Romanda düzenbaz, sadık, sinirli, egosu yüksek her tür erkek kahramana rastlayabiliyorken kadınlar genellikle tek tip ve hepsi seks yapmaya programlanmış.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Başta yazdığım gibi aslında tarzım olan bir kitap değildi. Fakat elime bir şekilde alınca bırakamadım ve sonunu getirdim. Eğer macera türünü seviyorsanız kitabı mutlaka edinin. Dağcılıkla ilginiz varsa ve hala bu kitabı okumamışsanız derhal dağcılığı bırakın. Fakat türü sevmiyorsanız hele ki feminist yanınız varsa mümkün olduğunca uzak durun.&lt;/p&gt;</description><link>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31795519681</link><guid>http://fransizbalkon.tumblr.com/post/31795519681</guid><pubDate>Tue, 18 Sep 2012 17:19:00 +0300</pubDate><category>Travenian</category><category>Roman</category><category>Edebiyat</category><category>Eleştiri</category></item></channel></rss>
